Enver Özkahraman

Enver Özkahraman

VAN’dan EriVAN’a (1)

VAN’dan EriVAN’a (1)

Önceleri  Sarkis abiye ve Jaklin’e hadi beni Erivan’a götürün der dururdum..

Bu yıl da Erivan’da Edebiyatçılar toplantısı varmış. Gitmeye niyetlenmiştim defalarca ama bu bayram tatilinde fırsat çıktı. Jaklin’i(Çelik) ekeceğimi nerden bilebilirdim ki.

9-10 günlük tatili değişik bir yerde geçirelim dedik arkadaşlarla. Ama nereye?

-Ermenistan’a gidelim mi?

-Gidelim! dedik demesine de her kafadan bir ses çıktı bu kez. Bazı arkadaşlar

“Gürcistan’da keserler”, bir diğeri “mafya soyar bizi”, ötekisi “jenosit” berikisi “tehcir” dedi.

Ben ne anlardım jenositten, tehcirden, siyasetten politikadan. Hani şu NATAŞA

deyiminden (ki bu ismin asıl sahibine saygım var) olmasaydı çoktan gitmiştim oralara. Çünkü “sanat var oralarda” demişti birkaç aklı başında tanıdık. Demelerine gerek yoktu da zaten Ermenilerin genlerindeki sanatı, okuma yazması olan herkes (inkarcılar hariç)biliyor.

Korkulu cümlelere rağmen, Kafkaslardan Van’a göç etmiş bir BIRUKİ’li ile, yıllık adrenalin stoğumuz olur diye inatla gitmeye karar verdik ve bayram sabahı kuzeye yöneldik sınırın kenarından. Solumuz Türkiye, sağımız Ermenistan toprakları. Hani sınır kapıları açık olsa 3 saat sonra Erivan’dayız ama ne arar kuzeye Posof ilçesinin Türközü köyüne kadar sınırı takip ettik adeta.

Korku var ya, günlük giysilerle az bir parayla (Onu da oramıza buramıza saklayarak), sakin ve temiz Gürcistan sınır kapısını geçtik. Bir taksiye bindik şoför gürcü, Türkçe biliyor, yine sınır sağımızda, bu kez güneye doğru ineceğiz. 3 saat ağaçlıklı ve berrak bir nehiri takip etti yolumuz. Köyler var, kasabalar var ama suyun rengi hiç değişmiyor mavi ve berrak.

Yol kenarında, nehirde, nehir kenarında 3 saat içinde bir poşet, bir naylon, bir çöp parçasına rastlamadım… Biz tedirgin şoför çok rahat…

Ermenistan’ın Pavra sınır kapısına gelmek üzere iken, tereddütümü gidermek üzere sordum şoföre;

- Biz buralara gelmeden önce bizi korkuttular, mafya, soygun, dayak dedi bize bazı arkadaşlar.

Şoför güldü elini attı cebine kartını uzattı;

-Bak kardeşim bu benim kartım. Gerek burada(Gürcistan’da) gerek Ermenistan’da en ufak bir rahatsızlığınız olsa beni arayın. O laflar ahlaksızların işi. Buralara ahlaksızlık için gelenlerin söyledikleri şeyler. Bunlara inanmayın, buyurun zaten göreceksiniz. Niyetiniz ne ise niyetinize göre muamele görürsünüz. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Siz dünya görmeye sanat görmeğe gelmişsiniz, siz sanatçı ve sanatla yüz yüze gelirsiniz, ama uçkur için gelenlerin de uçkurla karşılaşması doğaldır tabi ki.

Aklıma Kürtlerin “Mêr, mêra nîyasin.” tabiri gelmişti.

Ermenistan’ın Pavra sınır kapısındaki görevlinin pasaportuma bakıp, “Oooooo Enver paşa, hoş gelıpsen” demesi ürkütmüştü beni…

Yıllar önce İran a birkaç arkadaşla gittiğimizde Ömer ismindeki bir arkadaşa da aynı tepki, verilmişti... “İnşallah Erivan’da da bu başıma gelmez” demiştim içimden. Yanılmışım.

Van’dan, 12 saat sonra Gümrü’ye varmıştık. Hani şu okullardaki tarih derslerinden, hatırlayacağımız GÜMRÜ ANTLAŞMASI veya Erzurum, Kars Gümrü Demir yolu yada yıllarca sempatizanı olduğumuz, sovyet sosyalizminin ismini LENİNAKAN diye değiştirdiği kent. Tarih bilgisi olanının da Selahatinin (Eyubi) babasının diyarı Şirak bölgesi GÜMRÜ.

Gümrü’deki düz ayak pırıl pırıl otelimize (BERLİN OTELİ) karanlıkta varmıştık. Kapısından daha adımımızı atar atmaz yüzümüze gördüklerimizle sanatın rüzgarı çarpmaya başlamıştı. Hani kedinin ciğere baktığı gibi değil de şöyle bir yan gözle baktık salondakilere, görmemişlik yapamazdık.

Sabah kavatlısından sonra attık kendimizi dışarı… Düzayak bir kent. Yani çok katlı binaları yok ama şehir adeta bir taş binalar müzesi gibi. Sokakları taş, kaldırımları taş, binaları rengarenk yontma taşlardan. Sokaklar sakin ve pırıl pırıl.

Mihmandarımızdan öğrendik, binalar 1800 yıllardan kalma. 1988 yılına kadar bu kentte her şey yolunda iken bir deprem ve peşinden de Sovyetlerin çöküşü bir karabasana dönüşmüş bu kentte. 1988’de nüfusu 500 bini aşan bu tarihi, tertemiz antik şehirde aradan geçen onca yıla rağmen şimdi 150 bin kişi yaşıyor.

Çarşıda gezerken kulaklarınızı (Ermenice’yi duymamak için) kapatsanız tarihi binalarından da olmazsa kendinizi bir Van’da, Muş’ta veya Erzurum’da sanacaksınız. Bilhassa erkekleri bizlerle aynı. Ama kadınları bakımlı, hepsi hayatın her yerinde varlar ve hepsinin okumuş olduklarını anlıyorsunuz, çöpçü olanı bile. Alt yapı gibi Sovyet kalıntısı mı desem, hayır etkenler bize göre çok faklı.

Devamı Gelecek…

70560
Gümrü’deki, cadde ve sokaklarda 1800 yılların başlarından ve ortalarından kalma rengarenk yontma taş binalarıyla antik bir kent görünümünde gördük. Ama gelin görün ki, bu antik kent 1988 yılında 500 bin nüfusa sahipken gördüğü depremle, peşinden de Sovyetlerin çöküşü ile zorlu günlerle karşı karşıya kalmış. Kent insanı dağılmak zorunda kalmış, şimdi 150 bin insan sakin bir hayat yaşıyor. Çoğu da anılarını terk etmek istemeyenler.

70561
Binaların duvarları oyma renkli taşlardan.1800’lü yıllarda beton olmadığı için damları bizim bildiğimiz ağaç döşeme tarzı yapılar. Depremde damları çökse de duvarları çoğunlukla ayakta duruyor. Kimi terk edilmiş, kiminde ise anılarını yaşatmak için hala bu evlerde oturan yaşlılar var.

70562

70563
Gümrü’nün eski evlerinden biri. Gümrü’lü Ermeni şair H. Şirazi’nin anısına yazarın adı ile müze haline getirilmiş. Sevilen Ermeni şair hakkında bilgim yoktu. Şairin eserleri arasında sergilenen ve 10 dile de çevrildiği söylenen SÎYABEND Û XECÊ kitaplarını sizinle de paylaşmak istedim. Kürt aşk destanlarından olan Siyabend û Xecê’nin destanı Kürtler arasında da çok bilinen ve sevilen, dengbêjlerin uzun kış gecelerinde söz ve stran şeklinde anlatımlarıyla gözyaşları zapt edilemezdi. Şairin kalbinin ölümünden sonra, vasiyeti üzerine Ağrı dağı eteklerindeki bir yere gömüldüğünü söylediler.

70564
Bu şaheser taş binaların ŞORATAN’ları (oluk) bile usta ellerden çıkmış. Eskisini yenilediklerinde bile eskisinin replikesini (aynısını) yapıp yerine koymayı alışkanlık haline getirmişler.

70565

70566
Gümrü’deki bir sokakta kaç yıllık olduğunu merak edeceğiniz antik bir kapıdan tutun, onlarca heykel ve yapıya rastlamanız kaçınılmaz.

70567
Taşı peynir gibi işliyorlar. Her yerde taşı çok güzel işliyorlar. Duvarlardan ve bir çeşmeden örnek.

70568
Bana ne balığın isminden. Simsiyah, burnu uzun bir balıktı işte. Yardılar bize, bildiğimiz tandırda pişirdiler. Ömrümde ilk havyarı tattım, nar şarabı ve votka ile. Anlatamam tadını ikisinin de, Yaşar Kemal değilim tasviri ve tadı anlatmakta. Lokanta ahşaptan mütevazi bir yer ama tadını ve o mütevazi havasını anlatmaya gücüm yetmez benim. Yetenler, anlatabilecekler buyursun. Siyah balık da havyar da orada, Gümrü’deki üç karışlık mütevazi bir vadide duruyor.

70569
Mihmandarımız Lusine Manukyan ile hemşeri çıktık. Birlikte yolculuk ettiğimiz Van’ın BIRUKİlerinden Azat’ın ailesi, Ermenistan’ın Xorguli köyünden Van’a göç etmiş. Lusine’nın ailesi ise Van’ın Elmalı köyünden Ermenistan’a göç etmiş. İnsanlar cana yakın, selam veriyorsunuz evlerine davet ediyorlar. Bizi tanımadığı halde evine davet edip çay meyve ikram eden SİRANUSH hanım da ERCİŞli. Annesinin ismi Gülizar babasının ise Melko. Ercişlilere selamımı ilet dedi bana. Daha sonraki günlerdeki gezimiz sırasında Türkiyeli olduğumuzu öğrenen Ermeniler de, Horasanlıyım, Muşluyum, Bitlisliyim, Sasonluyum, Elbaklıyım diyenler olduysa da Vanlıyım diyen çok insanla karşılaştık, hemşeri gibi el sıkıştık.

70570
Gümrü Belediye Sararı ve Antranik Paşa heykeli

70571
Bırakın sokakları caddeleri, fakirinden zenginine hangi eve girerseniz girin muhakkak ama muhakkak piyanosundan tablosuna, biblosuna, mobilyasına kadar antik denilecek güzellikleri bulabiliyorsunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
26 Yorum
  • www / 23 Eylül 2011 Cuma 00:31

    bu ermenileri harbiden çok seviyosunuz siz baglantınızı merak ediyorum ne acaba

    Yanıtla (0) (0)
  • KARWAN / 23 Eylül 2011 Cuma 00:37

    HEP HAYAL ETTİM ERMENİSTANA GİTMEYİ. BU DUDUK SESİNİN HAYRANIYIM. İNŞALLAH BİR GÜN BENDE GİDECEĞİM ERMENİSTANA. ENVER ABİYE ÇOOK TŞK EDİYORUM BURADAN.ONUN YERİNDE OLMAYI ÇOK İSTERDİM...
    SAYGILARIMLA

    Yanıtla (0) (0)
  • Halil BESİ / 23 Eylül 2011 Cuma 02:55

    Slm ve saygılarımla sayın Enver Paşam,bu güzellikleri bizimle paylaştığınız için ne kadar tşkr etsek azdır, keşke yanında veya saçında bir tüy olsa idim, ne kadar güzel ve insanın iştahını isteğini kabartan yerler bir o kadarınıda siz katmışsınız yaa inşaallah en kısa zamanda oralara gitmek bizede nasip olur slm ve saygılarımla devamını bekleriz...

    Yanıtla (0) (0)
  • Sadi kahraman / 23 Eylül 2011 Cuma 08:32

    Enver abi bu insanlara sempatimiz sonsuz ne zaman ermeni sözünü işitsem hemen sevdiğim insanlar aklıma geliyor.zulim e uğramış katledilmiş dünyanın tüm haksızlıklarına uğramış bu insanların önünde saygıyla eğiliyorum.sana sonsuz saygılar

    Yanıtla (0) (0)
  • M.Selim Özcaner / 23 Eylül 2011 Cuma 08:50

    bu bilgive görüntülere için siz kutlae başarılarınızın devamını diler sevgilerimi sonarım. M.Seilm Ö Z C A N E R V A N

    Yanıtla (0) (0)
  • besi / 23 Eylül 2011 Cuma 09:19

    Üstad yapmış yapacağını, gönüllerde namık kemal, klamlarda Aram olmuşsun , gönlümüzdeki yerin hep ayrı, videondaki kaval sesi zaten herşeyi anlatmış, eline, bileğine, fikrine sağlık,

    Yanıtla (0) (0)
  • ihsan ataman / 23 Eylül 2011 Cuma 10:00

    "Ener Paşa"mızın hem görüntüsünü hem o tatlı anlatışını özlemiştik. Teşekkürler Enver Bey.

    Yanıtla (0) (0)
  • mamoste / 23 Eylül 2011 Cuma 12:10

    Uzun bir aradn sonra fotoğraf zenginlikli yazılarınızla buluşmak çok güzel... öğrenciniz olarak yanınızda bulunmadığım için üzüldüğümü belirtmek isterim...Ben ki sizinle Irak sokaklarında gece saat birlerde bir lokma ekmek aramış birisiyim bu sanat diyarına yaptığınız seyahatta çantalarınızı taşımak için bile olsa gelmek isterdim.... Acilen Erivanlı bir Totixan bulup oraları görmem lazım...

    Yanıtla (0) (0)
  • Mürşit KALENDER / 23 Eylül 2011 Cuma 12:16

    Sevgili Enver Özkahraman Ağabey.
    Sizden epeyce küçüğüm 80 doğumluyum.
    Yüksekova Haber Sitesinde zevkle okduğum şahsiyetlerden birisiniz. İrfan Sarı, Şeyhmus Diken, Fikret Yaşar ve yeni katılan Özgür Amed'i de okuduklarım arasına katmalıyım.
    Bir gezgin-seyyah gözlemiyle objektif yazmışsınız.
    Hele yazının sonundaki Egîdê Cimo paylaşmınız da çok güzel olmuş.
    Kutluyorum.

    Yanıtla (0) (0)
  • Azat Vanetzi / 23 Eylül 2011 Cuma 13:26

    1- Bu fotoğrafları hangi ara çektin paşa, ben bile yanındayken fark edemedim.
    2- O enfes balığın adı ÇIĞA'ydı.
    3- Şiraz'ın kalbi Ağrının zirvesindeki buzula gömülmüştü..
    4- Ercişli hanım biz Vanlıyız diyince elini kalbine vurup derin bir AHHHHHHHH çekmişti...
    5- O düğümü duvara atan sanatçının adı Albert Vartanyan, sonra başka bir yerde karşımıza çıkacaktı.. Bir gün Van'a gelip bir kedi heykeli yapacağına söz verdi...
    6-Egidé Cimo'nun Votka Limon'daki gibi dişlerini çıkarıp ruhumuzu büyülemesi unutulacak gibi değildi...

    7- Lousine ve diğer ermenilerin bu yoksulluk içinde bu kadar iyi eğitim almaları bize acı içinde tembelliğimizi hatırlattı....

    Ellerine sağlık

    Yanıtla (0) (0)
  • ercişli / 23 Eylül 2011 Cuma 17:12

    sizleri kardeşliğinizi, beraber sizlerle yaşamayı, sizlerden dürüstlüğü ve imkansız olanı başardığınızı sizinle kurmak istiyoruz.siz kadim ERMENİ halkında sizlere yapılandan dolayı yapanların torunu olarak beraber ve kardeşçe bu topraklarda tekrar yaşayarak paylaşarak kendimizi af etirebiliriz . Ayrıca hocamdan da bu konularda duyarlılığından dolayı sonsuz teşekürler

    Yanıtla (0) (0)
  • celal gül / 23 Eylül 2011 Cuma 22:47

    bin defa dinlesem binbirinci defa aynı zevkle yine dinlerim egide amcayı.bir ömürde birgün dahi olsa görülmesi gerekli gidilmese görülmese eksikliği herzaman hissedilecek kardeşlerimize ziyaret bu saatten sonra kaçınılmaz.

    Yanıtla (0) (0)
  • Tamburi / 23 Eylül 2011 Cuma 23:37

    Sevmediği, hakaret etmek istediği insana "küfür" kabilinden "Ermeni soyu seni" diyerek yetişmiş bir nesle mensubum. Bu back-ground ile yazınızı okudum, bayıldım diyemem. Ecdadımıza ettikleri ihanetle topraklarımızdan parça koparan bir halka dizilmiş methiyelerin çok da kıymeti harbiyesi yoktu açıkçası. Gezi yazısı olması güzel, müziğin evrensel dili fena değil, fotoğraflar idare eder. Güzel olan tek yanı ise Paris'e düşmüş Tanzimat aydını tadındaki hayranlığınız. Esen kalın.

    Yanıtla (3) (0)
  • Gavan Adıyaman / 24 Eylül 2011 Cumartesi 00:52

    Yazara.‘Ermenimisiniz’ diye yazan yorumcuya..
    Aaa siz Ermeni değilmisiniz..diye sorsak..
    Ve de siz Ermeni olmadığınızda,ne oluyor..
    Kendisinden başkasını sevmeyen,önce kendisini
    sorgulamalı birkaç babada kendisini araştırmalı..
    İnsan olan insanları sever..

    Yanıtla (0) (0)
  • Ermeniler / 24 Eylül 2011 Cumartesi 19:21

    İnsan olan insanı severde,1900 lerdeki Kürt-Ermeni iç savaşı,ardından Ermenilerin kovulması,onların kovuldukları yerlere Kürtlerin yerleşmesi,mallarına el konulması vs vs bir sürü olay var.Birçok Ermeni o toprakları tekrar alacakları günün hayalini kuruyor.Kürtler hakkındada hiç iyi şeyler düşünmüyorlar içten.Ayrıca sevmeye o toprakları geri vermekle,o da olmadı parasını Ermenilere ödemekle başlayabilir Kürtler.Ermeniler aynen bunları bekliyorlar.Tabi gerçekten kendinden başkasını seviyorsanız.Akıl vermek kolay sevin diye,sor bakalım Ermeniler ne istiyor?
    Yazıya gelince eh işte diyebilirim anlatım olarak,şahsen yabancı bir vatandaş bizim hakkımızda böyle yazsa yine aynısını derdim.Sanki karşınızda iyilik melekleri var gibi yazılmış.

    Yanıtla (1) (0)
  • Mehmet YAŞAR / VAN / 25 Eylül 2011 Pazar 01:14

    Bu yazınızın dışındaki diğer yazılarınızı da zevkle okumuştum. Gezi yazınız harika. Açık yüreklilikle şunu söylemek isterim. Ermeniler hakkında çok iyi bir bilgiye sahip değilim. Egîdê Cimo'nun Müziği çok güzel. Fotoğraflar süper olmuş. Bilindiği üzere, insanoğlu fıtrat ve yaratılış gereği bir takım dürtüleri içerisinde taşımaktadır. Eskiden hata şimdilerde de birilerine, hakaret edilmek istediğinde "küfür" kabilinden "Ermeni soyu seni", Araplar içinde bu biraz daha ileri götürülerek insanların kapılarının önündeki "köpeğe" Arap ismini verildiğini biliyoruz. Bu nedenle geçmişte yaşanan-yaşatılan saçma sapan birçok bilgi kirliliğinin ve önyargıların da aşılacağını ümit ediyorum.

    Yanıtla (0) (0)
  • sinan van / 26 Eylül 2011 Pazartesi 12:26

    mamo sevindim okuduklarıma gördüklerime, üzüldüm gelmediğime en kısa zamanda bu gezinin tekrarına beraber katılmak ümidiyle emeğinize sağlık saygılar sevgiler..

    Yanıtla (0) (0)
  • Colemêrgi / 26 Eylül 2011 Pazartesi 23:23

    Değerli okuyucular, bu tür yazılar, geziler, resimler ve bilgilerin okuyucuya sunmasında sayın mamoste Enver beyi candan kutluyorum. Hariksınız.

    Yanıtla (0) (0)
  • Gavan Adıyaman / 27 Eylül 2011 Salı 12:18

    Bu dünyada yalnız biz yaşamıyoruz,çocuklarımız ve torunlarımızın da,horlanmasını itilip kakılmasını istemiyorsak,veya onların nasıl yaşamasını istiyorsak insanlara öyle davranmalıyız.. Yerli yersiz SINAMA DÜNYASIDIR diyoruz demesine..Bugün iktidar isek güç isek,merhametimiz ve şefkatimiz kadar bir muamele ile karşılaşır çocuklarımız,torunlarımız..Unutmayalım. İsterseniz açın bakın okuyun Zülüm için de ayetler ve hadisler vardır.

    Yanıtla (0) (0)
  • Gavan Adıyaman / 27 Eylül 2011 Salı 12:19

    Eeee eğer gerçekten inançlıysak inanıyorsak, EKTİKLERİMİZİ, BİÇECEĞİMİZE de inanmalıyız.. Şefkat gösterdiğin kadar sevgi ve itaat görürsün..İnsandan da,hayvandan da.. Niçin bunları hala anlamak istemiyoruz.Tabi ki gerçekten inançlıysak.. Hadi diyelim bir kötü,ikisi kötü..Ama kendinden başka her kese kötü dersen o zaman sorun sende..Hem Türkün,Türkten başka dostu yoktur diye kestirip atacaksın,hem de insanlardan,dostluk kardeşlik ve itaat bekleyeceksin,bu ahlaka inanca aykırı değilmidir.

    Yanıtla (0) (0)
  • Gavan Adıyaman / 27 Eylül 2011 Salı 12:21

    Yıllarca Aynı fırından ekmek yediğimiz,aynı sokakta çelik çomak oynadığımız, birlikte yolculuk ettiğimiz,tiritine birlikte kaşık daldırğımız,düğününde taziyesinde birlikte olduğumuz,Bulgarını, Yunanını,Ermenisini, Dürzüsünü,Şiasını, Alevisini,Kürdünü,Şafisini,
    Yezidisini hatta köylüsünü bile hor görüp yerden yere vurmadıkmı.Vurmuyor muyuz? Kimisini soysuzlukla,kimisinin kanını bozarak,kimisini (halbuki milattan önce XUDA-YÊEZDA diye Allahı tanıyanları)Ateşperestlikle,Şeytana tapmakla,bir diğerine de iftira ile mum söndürtmekle, Hatta şimdi kardeş dediğimiz Kürtleri, mağara adamlığı ile hatta hatta kuyruklu Kürt diye hor görmedik mi,görmüyor muyuz? Şimdide demiyor muyuz?

    Yanıtla (0) (0)
  • Gavan Adıyaman / 27 Eylül 2011 Salı 12:22

    Aşağıladıklarımız yalnız Ermeniler mi.?Hayır hayır çevremizde kim varsa aşağılıyoruz. Sanki biz gökten zembille ak u pak inmişiz de. Neredeyse Kuran ayetleri ve hadislerle. Bunu da alet etsek şaşmayacağım..

    Yanıtla (0) (0)
  • mehmet kaygusuz / 02 Ekim 2011 Pazar 22:50

    sayın Enver ÖZKAHRAMAN beyefendi, güzel üstü yazılarınızı ,fotoğraflarınızı gerçekten özlemişim.Benim için sizi okumak, çok önemli gerçekçi, abartısız, samimi,inandığını yazan gördüğünü fotoğrafla ebedileştiren, tanımadığım ama sevdiğim saydığım önemsediğim değerli bir insan, belki çıkacak vay efendim biz değersizmiyiz diyecek, tabiki herkes değerli kimse kimseden üstün değil yada değersiz değil bektaşiye sormuşlar ya,baba erenler en çok neyi bilirsin diye EN ÇOK HADDİMİ BİLİRİM demiş,yorumları okuyorumda insanlar saçma sapan şeylerle kafalarını yoruyorlar. bence önemli olan yazıdan ne anladık, fotğraflardan ne anladık.yarın bir geziye çıksak nelerle ilgileneceğiz iyi bir rehber yazmışın teşekkürler devamını bekleriz inşallah

    Yanıtla (0) (0)
  • EYHAN SEMSUR.. / 04 Ekim 2011 Salı 21:03

    ÖNCELİKLE ALTINLA BILER DEĞERİ BİCİLMEZ BUYUK USTADIM BU KALEM ENVER HOCAM COK AMA COK TEŞEKKUR EDERIM.BIR ANLATIŞ TARZINIZ VAR AKILLA LARA ZARAR BIR INSAN BU KELIMELERI BU RESIMLERI BU KADAR MI GUZEL OTURTUR BAZEN DIYORUM ALLAH TAN YUKSEKOVA HABER SAYESINDE BÜTÜN DÜNYA BU EŞİ BENZERI OLMAYAN KELIMININ YAZDİĞİ YAZILARI OKUYOR.ASLINDA COK ŞEY YAZMAK ISTER INSAN AMA NE SIZI ANLATMAYA NEDE BU GUZEL EŞİ BENZERI OLMAYAN YAZILARINANIZA BIR YORUM YAPMAK MUMKUN DEĞİL BÜTÜN KAPILARI KAPATIYORSUNUZ...KIENDIM BAŞTA OLMAK UZERE BUTUN YUKSEKOVA HABER DE ÇALİŞAN HERKESE TŞK EDERIM SIZI BIZIM BUTUNLEŞTIRDİĞİ ICIN

    Yanıtla (0) (0)
  • yakup aslan / 11 Ocak 2012 Çarşamba 14:17

    Enver Abi,
    Sizin fotoğraflarınızla dünyayı tanıdım ve şimdi de yazılarınızı düzenli bir şekilde takip ediyorum. Daha sık yazmanızı beklediğimi belirtmek ve her yazınızla birlikte duyguların deryasında kaybolduğumu hatırlatmak için bu bir iki satırı yazıyorum.
    Selam ve saygılarımla.

    Yanıtla (0) (0)
  • M.Seven.. / 28 Ocak 2012 Cumartesi 22:10

    DeğerLi Üstad Sayenizde Bu güzellikleri görmek çok hoş inanılmaz keyifli ayrıca genel kültürümüzede bu tür katkıda bulunduğunuz için tşk ederim size.. Elleriniz Dert Görmesin.. Ayrıca Van'dan Ercişten bir çok ermeni ile karşılaşmış olmanız normal biliyosunuz ki Zilan Katliamı Ermenilere Erciş'te yapılmış.. Çok doğal karşıladım Güzeldi..Devamını bekliyoruz... Saygılarımla.

    Yanıtla (0) (0)
Enver Özkahraman Arşivi

Medo

03 Ocak 2021 Pazar 13:18