Depremde yitirdiğimiz canlar üzerine

Depremde yitirdiğimiz canlar üzerine

"Velhasılıkelam, altısında Şubat’ın, çok okul sırası boş kaldı. Çok yürek yârensiz, çok anne çocuksuz; çok çocuk ise anne-babasız…"

Ademoğlunun Çaresizliği,

Herkes öbür güne alarm kurdu da yattı sıcacık yatağına o gece. Kimi yavrucak, pelüş ayıcığına sarıldı ve uyudu o karanlık, sessiz gecede. Acı acı sirenler çaldı sonradan. Ne çabuk sabah oldu, dedi kimisi.

Oysa sabahın 04.17’si idi. Çalan alarmı değildi telefonun. Beşiği sallayan da bir anne değildi. Yerkabuğu uyanmıştı herkesten önce, o gecenin sersemliği ile şöyle bir gerilmişti de çoğu ocağı da vicdanlarla beraber alaşağı etmişti.

Mahşer kalabalığında yalnızlığın en büyüğünü yaşadı o karanlık gecede, çoğu yürek. Bir anne, son defa sarıldı o hain gecede canından can parçasına. Bir kadın kocasına son defa “iyi geceler” dedi. Bir sevgili, yârine son mesajını attı, bol kalpli ve öpücüklü. Bir…

Velhasılıkelam, altısında Şubat’ın, çok okul sırası boş kaldı. Çok yürek yârensiz, çok anne çocuksuz; çok çocuk ise anne-babasız…

Çoğu beden, çok önceden vicdansızdı zaten. Para kazanma hırsı ile yapılan yapılarda kaldı canlarımız.

Kimse neler oldu anlamadı ilk başta. Yaptı sabah kahvaltısını ve işine gitti, heyulaların yükseldiğini duymadı kimisi. Oysa o demler, çığlıklar yükseliyordu beton yığınlarının arasından. Kimisi, elindeki bisküvilerle yansıdı objektiflere. Yemedi, yiyemedi olur da çocuklar çıkarlarsa acıkmışlardır diye.

Çocuklarının elini sımsıkı tutmuş “babaları” gördük. Ciğerparesinin cansız bedenini kucağına almış metanetli, bir o kadar da öfkeli, kederli insanları gördü bu gözler. Evde pişirilen yemekler dizildi boğazımıza lokma lokma.

Ne zaman gittiyse elim televizyon kumandasına, o gördüklerimle beraber daha çok sorguladım hayatın anlamsızlığını. Daha çok sevdim, sarıldım yanımdakilere. Ya da daha çok gördüm hayatın bomboşluğunu bir kez daha.

Uyudun uyanmadın olacak, hayat bu kadar…

Çaresizliğini gördü bu gözler, o kadar çare var iken. Dostlarımızı, canlarımızı bıraktık o moloz yığınlarının altında.

Daha bir soğuktu yeryüzü o sabah.

Bir zatı muhteremin yazdığı sözler geldi akıllara:

“O gün, bütün Türkiye, yağmur yağmadan ıslandı.”

Adil Özer - Türkçe öğretmeni

Etiketler : , ,
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
  • Emgoz / 06 Şubat 2025 18:41

    Kaptanım Adil hocam emeğine kalemine yüreğine sağlık bu kadar güzel anlatılabilrri

    Yanıtla (1) (0)